16 Aralık 2011 Cuma

NİNNİ - CHUCK PALAHNIUK

Murat Menteş'in Dublörün Dillema'sından sonra aşağı yukarı aynı tatta bir kitap arıyodum. Chuck Palahniuk'u Fight club'ın yazarı olarak biliyordum fakat başka kitapları olduğunu bilmiyordum. Murat Menteş'ten sonra Chuck Palahniuk'un bu kitabını tutuşturdu elime Deniz. İnternette Murat Menteş'inde Chuck'tan bol bol esinlendiği yazıyordu. Gerçekten iyiymiş...

Aslında çok iyi başladı, bebek ölümlerini araştıran bir gazeteci her ölüm mahalinde aynı kitabın 27. sayfası açık olarak görüyor. Bir ninni kitabı, ve o sayfadaki ninni, eskiden nüfusu kalabalık olan kabilelerde kıtlık başladığı zaman çocukların kulağına söyleyerek uyuyup ölmesini sağlayan bir nini. Bunu farkeden yazarımız, kendisi gibi bunun farkıda olan helen'le karşılaşır. Ellerinde çok güçlü bir silah vardır artık. Amerikada o kitabın bütün baskılarını bulup o sayfayı yırtmak için yola çıkarlar. Aslında kitabın devamı büyü kitabının peşine düşmüştür helen ve yardımcısı mona. Buraya kadar güzel bir kurguya sahip hikaye afedersiniz hamıdötü dağıtıyor sonra. Büyüler uçmalar araya sıkışrılan tüketim karşıtlığı falan. Sonra kitap yanlarında çıkıyo, bedenlere girebiliyolar falan. Sanki bu ikinci bölüm farklı bir kitap olabilirmiş. İlk bölüm daha güzel işlenebilirmiş gibi geldi, ama özünde sevdim keyifle okudum tabi.

Bu arada, 120li sayfalarda, 3-4 sayfa yırtılmıştı sanki orada da bir büyü varmış hissi uyandırıyodu. Güzel fikir aslında, yapılıp heyecan uyandırılabilirdi. Ama denizin köpeği KANKA yırtmış sanırım. Olsun, orda büyü olduğunu düşünmekte heyecanlıydı...

30 Kasım 2011 Çarşamba

Akıllara Zarar - Tunca Arslan

       Kitabı gördüğümde çok heyecanlanmıştım aslında, tamda önsözdeki gibi bir en kötü filmler üzerine bir kitap bekliyordum. Fakat hiç de öyle değil, aksine kitap Sinan Çetin'in 80'den sonra dönek bir solcu, yeni bir sağcı olmasına kafayı takmış dön-dolaş lafı sinan çetin'e getir kitabı olmuş. Halbuki, kitabın başında dediği gibi Hollywood'un altın ahududu ödüllerine rakip atlın kestane ödüllerine temel olacak bir kitap ortaya çıkabilirdi. Üstelik Fasulye gibi bir filme çok kötü diyebilmek, en çok değinilebilecek  Recep İvedik'e ben artık bir şey demiyorum, buna lafım yok diyerek geçiştirebilmek... Ne bileyim kitap baştan sonra Sinan Çetin ve Mustafa Altıoklar'a çatmak için yazılmış hiç samimi gelmeyen bir tattaydı. Kendi içinde altın ahududu ödülüne layık bir tarafı vardı, hatta içinde kendi eleştirdiği filmlerle aynı hatalara düşüyordu.
       Tüm bunlara rağmen  idefix'den e-kitap olarak aldığım bu kitabı bir çırpıda okudum, kötü bir kitap ama bir çırpıda okunuyor, hoşumuza gidiyor bildiğimiz birine saldırılması... bi nevi recep ivedik gibi bir kitap...

27 Kasım 2011 Pazar

Extras

Ricky Gervais'i ne kadar sevdiğimi bilirsiniz. Stand up gösteri yapan biri olarak ona yakınlığımıda tahmin etmelisiniz. Severim. Çirkindir benim gibi, ingiliz komedisinin kralını yapar. Ateisttir ki insanın kafasını karıştırır, insanın kafaının karışması iyidir arada, dibe çökenleri kadırır homojene eder insanı. Kısacası severim ben adamı dostlar. Gösterilerini izledim bayıldım filmini daha öncede söylemiştim ama bu dizisi 2 sezon yayınlanmış bu dizisi benim için en üst noktasıdır.
Yaptığı en iyi iş desem yalan olmaz dostlar. Kendi yaptığım stand up'çı karakterine değinmeyeceğim bile aşağı yukarı aynı tatta, aşağı yukarı aynı kafada. Birinci sezonunu izledim, kalışları ile beni benden aldı. Teşekkürler Ricky... :)

25 Kasım 2011 Cuma

Dublörün Dillemması - Murat Menteş

Uzun zamandır kitap okuduğum söylenemez. Ama kitapçılarda dolaşmayı seviyorum. Mephisto'da DnR da gezmeye bayılıyorum mesela. Oralarda vakit geçirmeyi severim. DnR'da bu kitabın kabını gördüğümde çok hoşuma gitmişti zira bu kapak tasarımına benzer bir oyun afişi hazırlamıştım. Kitabı birazcık inceledim ama başka kitaplar aldığım için bu kitabı almayı ertelemiştim. Daha sonraları bu kitabı bulamadım, aslında aramayı da unuttum denebilir fakat Deniz kitaba bayıldığını söylediğine tekrar gündeme geldi ve okumaya başladım.
İki gecede bitirdiğim muhtesem kitap diyebilirim kısaca size. Müthiş kelime oyunlarıyla Nuh Tufan kişisinin ( ki kendisi nefis bir albino hastasıdır) başından geçen süper bir hikaye. Hikayeyi Nuh tufan ibrahim kurban hasip habo (gizi ajan) ve ferruh ferman dilinden anlatıyodu. Ferman kekeme ve sevgilisi gönül onu dinlemiyordu. Yani yine gönül ferman dinlemiyordu. Güzel kitap çok keyifli kurgulanmış hemen okuyup bitirivereyim diyorsunuz, şu bölümde bitiversin bu bölümde bitiversin derken bitiyor zaten kitap. Okulda afilli delikanlılar grubunu kurup sonrada maskeyle başkalarının kılığına giren bunun için para alan kılığına girdiği kişinin sevgilisine aşık olan ve o kişinin (dolayısıyla kendisinin)  öldürülmesini göze alan bir alminonunun hikayesi ama tabi bu kadar basite indirgemek hikayeyi, kitaba ayıp olur. Umur Samaz gibi çok güzel isimlerin ve kelimelerle nefis oyunların oluğu bir kitap.
İyi ki okumuş dedirten cinsten. kafa açıyor...

Ama kitabın sonunda devamı için, ortalarda bir yere gönderiyor kitap tekrar sizi fakat devam etmiyordu yada ben anlamadım. Ama böyle bir kitap kurgulansa çok güzel olabilirdi. Bir yerden başlayıp başka bir sayfaya hatta başka bir kitaba gönderen bir kurgu...

4 Ocak 2011 Salı

The invention of lying - yalanın icadı


Stand up'larını severek izlediğim bir komedyenin filminden bahsedicem bugün sizlere. "the invention of lying" yani; yalanın icadı. Yalan söylemenin ne olduğu bilinmeyen bir dönemde kahramanımız yalan söylemeyi keşfediyor. "on emir" göndermeleri çok hoşuma gitti. Sentetik bir hava var ve çok güzel olmuş. İzlenesi...