Şimdi izlediğim çok eğlendiğim bir film oldu. aslında kocaman bembeyaz üstünde sadece minyon olan afişle tavlamıştı beni. Beklentim büyüktü karşıladıda. Deliler gibi güldüğümü söylemem ama yüzümde bir gülümsemeyle izletim filmi. En küçük kız ve minyonlara hasta oldum bu kadar tatlı olamaz bişi ya. En kısa zamanda bi minyon edineceğim kendime. Küçük kızın lunaparktaki boynuzlu atı kazandıktan sonra ona sarılmasına koptum. Birde o kızın Gru'dan bahsederken kocaman korkutucu bir adam ama iyi biri, tıpkı noel baba gibi :) oturup zevkle izlenicek bir film.12 Aralık 2010 Pazar
Despicable me - Çılgın Hırsız
Şimdi izlediğim çok eğlendiğim bir film oldu. aslında kocaman bembeyaz üstünde sadece minyon olan afişle tavlamıştı beni. Beklentim büyüktü karşıladıda. Deliler gibi güldüğümü söylemem ama yüzümde bir gülümsemeyle izletim filmi. En küçük kız ve minyonlara hasta oldum bu kadar tatlı olamaz bişi ya. En kısa zamanda bi minyon edineceğim kendime. Küçük kızın lunaparktaki boynuzlu atı kazandıktan sonra ona sarılmasına koptum. Birde o kızın Gru'dan bahsederken kocaman korkutucu bir adam ama iyi biri, tıpkı noel baba gibi :) oturup zevkle izlenicek bir film.KAFES - İstanbul B.Belediye Tİyatrosu
Kabare atölyesinde oyuncu koçluğumu yapan Mert Turak'ın Kafes oyununu izledim bugün. O komik adam yoktu kafese kapatılmış çehov fanatiği ayakları yere değmeyen bir çocuktu sanki izlediğim... birinci perdede. Salondan mıdır, oyunculuklardan mıdır bilemedim bir soğukluk vardı oyunda. Birinci perdenin sonundaki süpriz yenge ile aşna fişne durumuna kadar nispeten sıkıcı bile denebilirdi. İkinci perde ise çok kısaydı, birinci perdede yengeyle yakalanışından sondaki abiyi öldürme olayıyla geçişiverdi sanki. Aklımda kalan bi repliği vardı ki "hayatı bir kere yaşıyoruz" oyunu ruhumda kurtardı diyebiliriz.Seyirci için iki çift lafım var. Sonundaki kavga ve cinayet sahnesinde gülmek zorunda değilsiniz lan. Sahnede gösterilen herşey komedi değil ve artık bunun ayırdına varamamaya başladınız. (bkz. av mevsimi)
10 Aralık 2010 Cuma
Ölüleri gömün - İstanbul Devlet Tiyatroları
Yönetmeni Şakir Gürzumar'la Bir Şehnaz Oyun'da çalışma fırsatı bulduğum, Şakir hocanın yine kalabalık kadroyla ve sahne dekoru ışık ve efektlerle görsel şölen verdiği bir oyun. Savaşta ölen askerlerin hortlayıp gömülmeyi red etmeleri ve sağlara savaşın kötülüğünü anlamaya çalışmaları üzerine gayet güzel bir oyun. Tek perde olmasından dolayı mı desem yanımda oturan gerizekalı kızın sürekli cep telefonuyla oynamasından mı desem bilemem ama biraz sıkıcı geldi. Söyliyeceği iki kelimeyi sündürdükçe sündürdü. üstelik her ölünün canlı yakınıyla görüşmesi bi süre sonra çok sıktı. Hızlı tüketmeye alışan bir toplum için çok yavaş kaldı metin sanki. Ama dediğim gibi görselliğiyle eksilerini kapattı gözümde. İzlenir ki bu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)